sinemalar 16 Takipçi | 71 Takip

"Rüzgar" Gibi Geçti

2014-04-05 04:19:00
Hayao Miyazaki üstadın son filmi, biz büyüklere anlattığı son masalı "Rüzgar Yükseliyor", Türkiye'de festivallerde gösterildikten sonra sonunda genel gösterime de girdi. Miyazaki'yi her zaman Gökteki Kale ve Prenses Nausicaa türü filmlerdeki akıllara asla gelmeyecek, ama yine de estetik harikası tuhaf hava taşıtlarıyla özdeşleştirmişimdir. Bu bakımdan bence üstadın bir havacılık sevdasını konu ettiği bu film bence iyi bir jübile olmuş.
 
Daha öncekilerden farklı olarak gerçek bir yaşam öyküsünün kurgusal izdüşümünü anlatıyor. Jiro Hirokoshi uçmaya çok meraklı bir gençtir, ama gözleri miyop olduğu için pilot olamayacağını bilir. Bir gün rüyasına girip onu tasarımcılığa yönlendiren İtalyan mühendis Caproni sayesinde hedefini değiştirir ve Tokyo'daki uçak tasarım okuluna gider. Yolda tesadüfen tanıştığı Nahoko'ya adını bile bilmeden aşık olur, ancak o sıralarda yaşanan Büyük Tokyo Depremi'yle de açıkça vurgulandığı üzere Japonya fakirdir ve teknolojik açıdan çok geri kalmıştır. Bu nedenle Japonya'nın yerli uçak üretimi projesi onun tüm zamanını ve motivasyonunu almaktadır.
 
Konu olarak Japonya'nın Devrim Arabaları diyebiliriz bu filme, sadece daha fazla aşk var bunda. Almanya gibi gerçek sanayi devlerinin yanında kendi yağıyla kavrulmak isteyen bir ülke var. Bir şekilde Jiro tüm hayallerini gerçeğe döndürme fırsatı yakalar, ancak harcadığı insanüstü emek, kaybedilen canlar, bunların yanında belki de önemsiz kalabilecek maddi yatırımlar, yani her şey boşa gittiğinde harcadığı tüm emeğin de boşuna olduğu anlamı mı çıkmalıdır?
 
 
Miyazaki filmlerinde genelde sürreal ortamlarda doğadan kopuşun insanlık için zararlarını anlatır. Ama bu filmde tam tersine kopuşun son noktası, endüstriyelleşmenin dibini izliyoruz. Öyle ki filmdeki karakterlerin, ya da konunun doğayla tek ilişkisi Jiro'ya ilham kaynağı olan uskumru kılçığıdır sanki. Ama Miyazaki burda savaşın kişisel boyutuna odaklanır. Tüm çocukluğu boyunca yapacağı uçakların çoluk çocuk ve aileleri, mutlu insanları taşıyacağını hayal eden Jiro, hiçbiri geri dönmeyecek tabutlar yaptığını anladığında nasıl bir hayal kırıklığı yaşar? Şüphesiz ki büyük ama önemli olan yaşamaktır, yaşadığımız sürece umut besleyebiliriz çünkü daha iyisi için. Rüzgar nasıl geçip gidiyorsa geçmiş de öyle gitmiştir, geçmişin hataları affedilmese de yaşama devam etmek çok daha önemlidir.
 
Dünya belki piramitler olmadan daha barışçıl bir yer, ama aynı zamanda çok büyük bir güzellikten yoksundur Caproni’ye göre. Miyazaki’nin estetikten yana tavır alması çok beklenen bir durum, ancak barışa tercih edecek kadar önemli olduğunu düşünmezdim, bu anlamda küçük bir şaşkınlık yaşadım. Suç uçaklarda değil, uçakları insan öldürmek için kullananlardadır. Elbette buna yanlış diyemeyiz, ancak insan doğasını ve dünyanın şu anda geldiği noktayı düşündüğümüzde ve özellikle gücü elinde bulunduran insanların egosunu kontrol edebilmenin de ne kadar zor olduğunu da akılda tutarsak, böyle bir gücü yaratmadan önce düşünmek gerektiğini anlarız. Ama Miyazaki üstat diğer eserlerinde olduğu gibi iyimserliğini kaybetmeyi reddediyor.
 
Hayatta herkes hata yapabilir, bu hatalar savaş zamanında normal zamandakinden çok daha ölümcül sonuçlar da doğurabilir. Jiro da hata yapmıştır belki, içinde bulunduğu kurumun neye hizmet ettiğini yeterince değerlendirememiştir. Ancak sorun hata yapmak değil, yapılmış hataları aklamaya çalışmak gibi geliyor bana. Bir hatanın mazeretinin bulunması, hata yapılmadığı anlamına gelmiyor. Yukarıda belirttiğim gibi Miyazaki'nin naifliği belki de ilk kez benim gözüme bu filmden sonra bu kadar battı. Yine de yazının genelinde neredeyse hiç bahsedemediğim, yine müthiş, yine çok naif bir aşk hikayesinin de var olduğunu son satırlarda not etmeden geçmek istemem.
 
 
"Le vent se lève!... Il faut tenter de vivre!" Elbette rüzgar yükselecek ve biz yaşamaya devam edeceğiz, ancak ne yazık ki geçmişi görmezden gelmeden... Miyazaki'nin geçmişte bize unutulmayacak eserler bırakarak sinema dünyasını terk ettiğini de aynı şekilde unutmamak, ustaya saygımızı her fırsatta sunmak gerek diye düşünüyorum.

62
0
0
Yorum Yaz